UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) tarafından 2022’de ‘Çocuk Hakları Savunucusu’ olarak atanan şarkıcı Hadise, Ramazan ayı nedeniyle hazırlanan bir bağış videosunda kullandığı ifadelerle sosyal medyanın gündemine oturdu.
İlginizi Çekebilir
Hadise’nin videoda kullandığı; “Bu Ramazan dünyanın hiçbir yerinde aç bir çocuk kalmasın. Türkiye’den Gazze’ye, Sudan’dan Afrika’nın en uzak köylerine… Bağışınla çocuklara umut ol” ifadeleri, sosyal medyada geniş çaplı bir tartışma başlattı.
Kullanıcılar, Türkiye’nin Gazze ve Sudan gibi insani krizlerin derin yaşandığı bölgelerle aynı kefeye konulmasına tepki gösterdi. Kısa sürede büyüyen eleştirilerde, Hadise’nin videosunda Türkiye’nin ‘Yardıma muhtaç bir ülke’ gibi yansıtıldığı savunulurken; bazı sosyal medya kullanıcıları tepkilerini, ünlü şarkıcının vatandaşlıktan çıkarılması yönündeki radikal çağrılara kadar taşıdı.
Türk sinemasının usta ismi Ali Tutal hayatını kaybetti
‘BEN, TÜRK DEĞİL, BELÇİKALIYIM’
Birçok kullanıcı, Hadise’nin yıllar önce Belçika basınına verdiği röportajda kullandığı; “Ben, Türk değil, Belçikalıyım. Çocuğumu Belçika’da doğurup burada büyüteceğim. Belçika’da bir gelecek düşündüğüm için de vergimi buraya ödüyorum. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin çok kötü olduğu Türkiye, yaşanacak bir yer değil. Belçika’nın nimetleri Allah’ın bir lütfu. Türkiye’de hayatta kalmak için savaşmak gerek. Türkiye’de para kazansam da Belçika’ya döneceğim” şeklindeki sözlerini hatırlatarak; “Buna rağmen Türkiye’de yaşıyor” şeklinde yorumda bulundu.
Yıllar sonra gelen şaşırtıcı hamle: Model grubu cephesinde buzlar eriyor mu?
“AÇIKLAMAYI YAPARKEN YANINDA MENAJERİ YOKMUYDU?”
Hadise’nin videoda yer alan “Türkiye’den Gazze’ye, Sudan’dan Afrika’nın en uzak köylerine” sözleri bazı kullanıcılar tarafından Türkiye’nin insani kriz bölgeleriyle aynı kategoride gösterildiği şeklinde yorumlandı. Sosyal medyada kısa sürede büyüyen tepkiler üzerine konu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Tartışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Hukukçu Kadriye Güçlü Sakarya, CNN Türk’e yaptığı açıklamada, kullanılan ifadelerin uluslararası bir kuruluşun iletişim dili açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Content Video – Hadise’nin UNICEF videosu sosyal medyayı ayağa kaldırdı
Hukukçu Kadriye Güçlü Sakarya’nın açıklamaları şöyle;
“Yani bu kadar açıklamayı yaparken yanında hiçbir menajeri yok, bir yardımcısı yok, asistanı yok mu? Biz bunları söylüyoruz ama gerçekten, en azından böyle düşünse bile, bunun çok büyük bir tepki doğuracağının farkında değil mi? Elbette ki farkında. Ama demek ki bu sözler bile isteye söylenmiş.
Şimdi UNICEF uluslararası bir kuruluş olduğu için bu durumun ayrı bir boyutu var. Bu tür videoların ve görüntülerin uluslararası çapta yayınlanacağının altını özellikle çizmek lazım. Benim en çok ağrıma giden şey ise bütün bu konuşmaların içerisinde, “Türkiye’den Suriye’ye, Gazze’den Sudan’a” denilerek şu anda görüntülerde gösterilen; plastik kapların içinde su taşıyan, plastik kaplardaki çorbaları birbirine aktararak yemek zorunda kalan çocukların görüntülerinin paylaşılması. Siz “Türkiye’den Sudan’a” derken bu görüntüleri de paylaştığınızda, sanki Türkiye’deki çocuklar da bu durumdaymış gibi bir algı oluşmuyor mu?
UNICEF’in uluslararası boyutu nedeniyle bu görüntülerin dünya çapında yayınlanacağını da unutmamak gerekir. Bu ne demek? Bu, ekonominizle ilgili olarak dış yatırımcıların ya da başka ülkelerin vatandaşlarının gözünde itibarsızlaşma anlamına gelebilir. Bu sözler, ağzından öylesine çıkmış, bir metin yazılmış da okunmuş gibi durmuyor. Ben de bunun özellikle ve bilinçli olarak yapılmış olduğu kanaatindeyim. Çünkü hangi vicdan sahibi, Gazze’deki o zavallı çocukları, Sudan’da açlıktan ölen çocukları örnek göstererek Türkiye’de de aynı şartların varmış gibi bir algı oluşturabilir?
Belçika’da yaşanan hadiseleri sosyal medyada görüyoruz. “Homeless” dediğimiz evsizler yok mu? Onların yanında çocuklar yok mu? Aç çocuklar Avrupa’da yok mu? Dünyanın her yerinde olabilir. Ama bu görüntülerdeki çocuklar, Sudan’daki çocuklar gibi mi? Gazze’deki, Suriye’deki çocuklar gibi mi? Bu çok önemli bir ayrım.
İkinci mesele ise şu: Gerçekten kimleri ünlü ettiğimizi sorgulamak gerekir. Bana göre sanatçılık başka bir şeydir; burada söz konusu olan bir ünlü şahıstır. UNICEF madem bu kişiyi seçti, nasıl seçti? Neye göre seçti? Toplumda nasıl bir kanaat önderi olabilir? Hangi kitleyi harekete geçirebilecek bir etkiye sahip? Bu da işin başka bir boyutu.
Gazze’ye yapılan yardımlara baktığımızda da bir istatistik çalışması yaptım. Gösterilen tabloda Türkiye, genellikle Amerika’dan sonra ikinci ya da üçüncü sırada yer alıyor. Avrupa Birliği’nde bu kadar ülke, Japonya, Çin varken; Türkiye en kötü ihtimalle üçüncü sırada bulunuyor. Bir tarafta AFAD var, diğer tarafta TİKA var, Kızılay var. Böyle bir ülkenin yardıma muhtaçmış gibi gösterilmesi gerçekten ağrımıza gitti. Uluslararası çapta bir organizasyonun sözcüsü gibi konuşurken, o sözcülük görevini de kimin verdiğine bakmak lazım.”
“BANA GÖRE BU SÖZLER TESADÜFEN SÖYLENMEDİ”
Bağış videosunda kullandığı ifadeler kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ da konuya ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Başbuğ, Türkiye’nin “Gazze, Sudan ve Afrika’nın en uzak köyleri” ile aynı bağlamda anılmasının toplumda rahatsızlık oluşturduğunu belirterek, söz konusu ifadelerin tesadüf olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.Coşkun Başbuğ’un açıklamaları şöyle:
Şimdi dediğim gibi paylaşım büyük tepki topladı. O sıralı ülkeler arasında Hadise’nin Türkiye’yi de sanki yardıma muhtaç bir ülke gibi göstermesi, bizler dâhil olmak üzere toplumun geniş kesimi tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı.
Neden böyle bir tepki gösterdik? Çünkü söylenen söz, bir kere saha gerçeği değil. Türkiye şu an tabloda da görüldüğü gibi yardım alan bir ülke değil; tam tersine dünyada en çok yardım yapan ülkeler arasında hep ilk üçte yer alıyor. Hatta 2024’te Gazze konusunda o skalada yine üst sıralarda. Ancak aynı ifadede Türkiye ile Gazze’nin aynı yerde gösterilmesi dikkat çekiyor.
Gazze bizim için kutsal bir yerdir. Oradaki insanların düştüğü durum, sürekli takip ettiğimiz; desteklediğimiz ve ayakta kalmaları için her türlü katkıyı sunduğumuz bir coğrafyadır. Bu ayrı bir mesele. Ancak Türkiye’nin, üçüncü dünya ülkesi gibi, yardıma muhtaç ve yardımlarla ayakta kalan bir ülke gibi gösterilmesi vicdanlarda ne derece yer bulur, bunu sorgulamak gerekir. Zaten bu sorgulama yapıldığı için de büyük bir tepki ortaya çıktı.
Resmî rakamlara göre 2024 yılında Gazze’ye bugüne kadar en çok insani yardım ulaştıran ülke Türkiye’dir. Durum böyleyken, bunun tam tersi bir tablo çizmek hangi aklın ürünüdür? Bunu herkes sorguluyor, ben de dâhil. Ortaya çıkan manzara karşısında insan hem dehşete kapılıyor hem de üzülüyor. Çünkü şu soru akla geliyor: Bu söz Hadise tarafından tesadüfen mi söylendi? Bir gaflet ya da cahillik miydi? Yoksa bir kasıt mı vardı? Ben burada gaflet ya da cahillik ihtimalinden ziyade bir kasıt olduğu kanaatindeyim. Bana göre bu sözler tesadüfen söylenmedi; bir maksat ve amaç içeriyor.
Hal böyleyken, kendi ülkesindeki gerçekleri görmeyip ülkesine bu derece ağır cümleler kurmak ne anlama geliyor? Bunun mutlaka cevaplanması gerekir. Ben hep şunu söylerim: Kamuoyunda belli bir paye biçilerek kanaat önderi konumuna getirilen kişiler, söyledikleri her söze ve attıkları her adıma dikkat etmelidir. O konumda bulunanların sözlerinde bir kasıt ya da anlam varsa, bunun arka planı da araştırılmalıdır.
Bu kişi buraya hangi unvan ve sıfatla geldiği tam bilinmemekle birlikte, UNICEF’in Türkiye’deki temsilcisi ya da gönüllü destekleyicisi olarak adlandırılıyor. Bu cümleleri tesadüfen mi sarf etti? Yoksa birileri tarafından kendisine bu metin mi dikte edildi? Esas üzerinde durulması gereken nokta budur.

ve ardından